Bir Konfetinin Hikayesi

Rijkaard: Oyuna Geldik



Galatasaray, Kadıköy'e 10 yıllık mağlubiyet serisine bir son vermek için gelmişti. Sarı-Kırmızılılar hiç değilse Saracoğlu'ndan bir beraberlik alarak prestijini korumayı hedefliyordu. Ancak hayaller bir sonraki yıla kaldı. Fenerbahçe sahadan 3-1'lik galibiyetle ayrılırken Sarı-Lacivertlilerin derbiyle ilgili ezeli rakibine atıfta bulunmaları da oldukça dikkat çekti. Fenerbahçe bir bakıma saha içinin yanısıra saha dışında da çok iyi bir hazırlık yapmıştı.



Galatasaray Teknik Direktörü Frank Rijkaard,Fenerbahçe'yi sistemli provokasyon yapmakla suçladı. Hollandalı çalıştırıcı "Oyuncularımı uyarmıştım. Bu tür oyunlara karşı daha akıllı olmalıydık. Yaşanan tüm olaylar Fenerbahçe'nin stratejisinin bir parçasıydı. Çünkü bizim iyi bir takım olduğumuzu biliyorlardı. Ama ne yazık ki onların oyununa geldik" dedi.

Başarının Sırrı




Ligde Galatasaray'ı yenerek liderlik koltuğunu rakibine kaptırmayan Fenerbahçe, geçen seneye oranla büyük bir değişim yaşıyor. Geçtiğimiz yıl 10.haftada sadece 16 puan toplayabilen Sarı-Lacivertliler bu sezon ise 27 puanla zirvede yer alıyor.



Peki Fenerbahçe'de bu denli değişim nasıl gerçekleşti? Geçtiğimiz yılki kadroya Mehmet Topuz, Christian, Bilica ve Santos gibi ilk 11'de oynayabilecek isimler dahil edildi. Takımın oyuncu kalitesi tabii ki daha da arttı. Ancak en büyük fark teknik direktör değişimiyle gerçekleşti. Geçtiğimiz yıl Aragones'in çalıştırdığı Fenerbahçe ligi 61 puanla 4.sırada tamamlayabilmişti. Aragones'in antrenmanlardaki sert tavırları birçok futboluyu kendi içine kapatmıştı. Futbolcular Aragones'in tepkisini alacak diye basın mensuplarının yanına dahi gelmeye korkuyorlardı. Hatta Fenerbahçe'yi takip eden birçok gazeteci bile Fenerbahçe'nin İspanyol çalıştırıcıyla yollarını ayırması gerektiğini düşünüyordu.



Daum'un göreve gelmesiyle de kulüp içindeki birçok birim mutlu bir döneme 'merhaba' dedi. Alman teknik adam öncelikli olarak geçtiğimiz yıl ortadan kalkan takım içindeki iletişim konusuna el attı. Antrenmanlarda yardımcı antrenör Roland Koch'un önderliğinde eğlenceli aktiviteler gerçekleştirilerek futbolcuların kaynaşması sağlandı. Kimi zaman çifte telli oynadılar kimi zaman da o hafta iyi oynayan futbolcuya ödül verdiler.




Son antrenmanda ise ilginç görüntüler yaşandı. Daum Galatasaray maçında iyi oyun sergileyen 3 futbolcusunu ödüllendirdi. Antrenman sahasına kasalardan oluşturulan bir platformla mini bir tören gerçekleştirildi. Maçın yıldızı seçilen Alex'in başına bir "sultan kavuğu" konulurken futbolcuların oldukça neşeli olduğu gözlendi. Şu bir gerçek ki Daum'un oturttuğu bu sistem oldukça işe yaramış görünüyor. Belki de Aragones de futbolculara bu sıcaklıkla yaklaşabilseydi başarı da bu şekilde gelmiş olurdu.

Büyük Aşklar da Bitermiş



Trabzonsporlu taraftarların sevgilisini haline gelmişti İbrahim Yattara. Oynadığı futbolun yanı sıra saha dışındaki sempatik tavırlarıylada bordo mavili taraftarların gönlünde yer alabilmeyi başarmıştı. Oysa birçok yabancı gelip geçti Trabzon yollarından. Ancak Şota ve Arçil ikizlerinden sonra akılda kalan tek isim Yattara olmuştu.




Her ne kadar disiplinsiz davranış sergilese de saha içinde ve dışında yaptığı hareketlerle tribünleri coşturmayı iyi bilirdi. Her maç öncesinde tribünlere çağrılan ilk isim Yattara olurdu. Gineli de çok sevmişti Trabzon'u. Türk vatandaşı olmayı kabul etti ve 6 yıldan beri de Trabzonspor'da forma giyiyor. Bu sezona kadar da sadece Trabzon'un değil taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazanmıştı.


Ancak bu yıl haşarı çocuğun yakasını sakatlık bir türlü bırakmadı. Tabii ki, sakatlığının bu kadar uzun sürmesinde kendi yapmış olduğu hatalar da az değil. Trabzonspor'un her zaman alkışlarla sahadan uğurladığı Yattara bu kez Kayserispor maçında ıslıklarla soyunma odasına gönderdi. çünkü kendisini 61 numaralı formayı giymesine layık gördükleri Yattara bu sezon takıma hiçbir şey katmamıştı. Doğal olarak da kendisinden çok şey bekleyen Karadeniz'in asabi uşakları, Yattara'nın aleyhinde tezahürat yaptılar. Trabzonspor, Kayserispor'u mağlup etmeyi başardı ancak şu bir gerçekki, Bordo-mavili taraftarın kalbinde Yatttara sevgisi kalmamış.

Veysel'in Başına Gelenler...


Futbolun meyvesidir gol... Top ağlarla buluştuğunda aynı anda milyonları üzüp, sevindirme yeteneğine sahiptir. Meşin yuvarlak, 2 direk arasındaki çizgiyi geçtiğinde ise oyuncular çılgınca sevinir. Hatta bazen yapılan sevinçler golün de önüne geçer. Eğlenceli bir sevinç görüntüsü, her zaman yüzümüzde küçük bir tebessüm oluşturmuştur. Türkiye'de de özellikle yurt dışandan gelen yabancılar yaptıkları sempatik hareketleriyle taraftarların ilgi odağı haline gelmiştir. Futbolseverler birçok kez bu sevinçlere tanık olmuştur.


Ancak bazı sevinçler farklı yorumlanabiliyor. Mesela geçtiğimiz hafta Antalyaspor-Diyarbakırspor maçında ilginç bir olay yaşandı. Türk futboluna uzun süre hizmet eden ve Antalyaspor'un formasını giyen Veysel Şahin attığı gol sonrası sevincini takım arkadaşı Necati Ateş'le paylaşmış. Veysel, Necati'ye sarılırken de ortaya böyle bir görüntü çıkmış. İki futbolcu da hemen olayla ilgili açıklamalarda bulundu. Olayın yanlış yorumlanmaması gerektiğini belirten Veysel "Bunlar çirkin şeyler. Kınıyorum. Ailem de üzüldü ama güldü geçti. Futbolda bu tip şeyler olabilir. Ben yıllardır futbol oynuyorum" dedi. Veysel artık eminim bundan sonra gol sevinçlerinde daha dikkatli davranacaktır.

Medya Dedikodularına Son İsim: JULIO CESAR




Yazılı ve görsel medyada son günlerde birilerini bir yerlere getirme dedikoduları almış başını gidiyor. Yok Galatasaray - Trabzonspor maçını izleyen Hagi, Bordo-mavililerin başına geçecekmiş. Yok Milli takımındaki görevinden ayrılan Fatih Terim Athletıco Madrid'i çalıştıracakmış. Yok milli takımın yeni teknik direktörü Scolari olacakmış. Burada yazdığım "yok"ları birçok örnekle arttırabiliriz. İşin ilginç tarafı ise bir takımla adı geçen isim hemen bir yayın kuruluşuna bu iddiaları şiddetle yalanlıyor. Ancak bizim medyamız bu tür haberleri yapmaktan bir türlü vazgeçmiyor.
Geçtiğimiz gün bu tür iddiaları düşünürken Gaziantepspor-Fenerbahçe maçında attığı 2 şık golle damga vuran Julio Cesar kafama takıldı. Bizim medyamız da yakın zamanda bu konuyla ilgileneceğinden şüphem yok. Nasıl mı? Bildiğiniz üzere Beşiktaş transfer sezonunda Gaziantepspor'la birçok kez alışverişte bulunmuştu. Geçtiğimiz sezonda Güneydoğu ekibinden İsmail Köybaşı ve Tabata'yı astronomik rakamlarla transfer etmişti. Bu durumdan yola çıkacak olan gazetecilerin ilerleyen günlerdeki manşetlerini tahmin edebiliyorum: "Julio Cesar Kartal oluyor", "Julio Cesar Beşiktaş yolunda" gibi haberleri sıkça okuyacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.

Broos gerçeğin farkında



Trabzonspor Teknik Direktörü Hugo Broos düzenlediği basın toplantısında ilk 8 hafta sonuna gelindiğinde şampiyonluğun uzak bir ihtimal olarak göründüğünü söylemiş. Belçikalı teknik adamı Türkiye'de pek alışagelmemiş bir açıklama yaptığı için insanlar önce yadırgayacak ancak sonrada ne kadar doğru söylemiş diye sanırım tebrik etmeleri gerekecek. Çünkü bugüne kadar Türkiye'ye gelen birçok yabancı antrenör bazı gerçekleri görmelerine rağmen bunu söyleme cesareti gösterememiş ve etrafa umut dağıtmışlardı. Köşeye sıkıştıklarında ise "şampiyonluk yolunda matematiksel olarak şansımız devam edene kadar çalışmalarımızı sürdüreceğiz" gibi klişe açıklamalarda bulunmuşlardır. Belki de günü kurtarmak onlar için yeterli olmuştu. Ancak Hugo Broos onlar gibi olmadığını bu yaptığı açıklamayla göstermiş oldu.
Şu bir gerçekki Trabzonspor yarışın bu kadar uzağında kalmışken şampiyon olabilmesi çok zor görünüyor. Hugo Broos da bu gerçeğin farkında olacak ki mantıklı bir şekilde açıklamasını bu yönde yapmış. Ancak bu açıklama ona ne yazıkki pahalıya patlayabilir. Özellikle yerel basında yarın Belçikalı çalıştırıcıyı hedef alan açıklamalar gelecektir. Yabancı isimlere pek sıcak bakmayan Trabzon taraftarı da 2-3 maç sonra da "Broos istifa!" diye bağırınca yönetimde doğal olarak bu işe el atmak zorunda kalacaktır. Sonra da ne mi olacak? Gayet basit; Bir tane yerli bir antrenör takımın başına getirilecek ve ligi bu şekilde tamamlayacak bordo mavili takım. Tabii bunlar daha önceki yıllarda yaşandığı için gayet açık bir şekilde yazabiliyorum. Ancak yinede doğruları söylediği için ve karşısındaki basın mensuplarını aptal görmediği için Hugo Broos'u tebrik ediyorum.

Yılmaz Vural'ın Milli Sevdası


Türk futbolunun en renkli simalarından birisi kimdir? diye sorulsa bir çoğumuz şüphesiz Yılmaz Vural'ın ismini verir. Renkli kişiliği, saha kenarında yaptığı hareketler ve hatta oyuncularına kızdığı zaman tokat atması yıllardır konuşulup durdu. Kimileri Yılmaz hocayı bir şovmen olarak değerlendirirken kimileri de bu durumu Yılmaz hocanın aşırı heyecanlı olmasına bağladı. Ancak Yılmaz hocanın da kendisini savunacak güçlü nedenleri var. Bizlere Hırvatistan'ın teknik direktörü Slaven Bilic'i ve Maradona'yı örnek gösteriyor. Yılmaz Hoca "Beni hep magazinsel yönde değerlendiriyorlar. Yok yerden yere atlarken kulübedeki halimi gösteriyorlar. Euro 2008 finallerinde Slaven Bilic'in yaptığı hareketleri herkes gördü. Maradona uzatma dakikalarında gol attıkları maçın sonrasında yaptığı hareketleri dünya gördü. Bunlar sadece bazı örnekler. Benimde bu coşkumdan dolayı hep bu yönüm ön plana getirildi. Bu nedenle Türkiye beni çok kırdı" demiş.




Yılmaz hoca bununla da kalmıyor ve ekliyor: Milli takıma talibim... Türkiye'de toplam 19 lig takımı çalıştıran hatta bu durum için bazen latife yapmaktan bile çekinmeyen Yılmaz Vural, Fatih Terim'den boşalan koltuğa oturmak istediğini söylüyor. Her teknik adamın yaşadığı ülkenin takımına Yılmaz Vural gibi hizmet etmek istemesini doğal karşılıyoruz. Ancak olaya bir de şu açıdan bakalım. Federasyon başkanı Mahmut Özgener ve kurmaylarının Yılmaz Vural ismi üzerine tartıştığını varsayalım. Diyelimki de Özgener, Yılmaz Vural'ı da takımın başına getirmeyi gerçekten istiyor. Levent Kızıl'a "Yılmaz Hocayı getirsek nasıl olur? diye soruyor ve ekliyor: Hem kendisi de Milli takımda çalışmayı istiyormuş. İşte o sırada Kızıl ve arkadaşları hemen araya giriyor "Aman sayın başkan ne yapıyorsunuz? Yılmaz Vural bu yıl bir takım düşürmeyince ülkedeki imajını ne çabuk unuttunuz. Ayrıca basın da bizi yerden yere vurur. Lütfen bunu ne siz söylemiş olun, ne de biz duymuş olalım." der ve bu olay 1 dakika içinde kapanır.

Demirören'in hala umudu var



Beşiktaş'ın haftalar sonra kazandığı Denizlispor maçında siyah-beyazlı tribünler "Yeter Yıldırım Demirören" tezahuratıyla başkanı açık bir şekilde istifaya davet etmişti. Tabii ocak ayında yapılacak kongre öncesi de son günlerde kulislerde yeni isimler konuşuluyor. Adaylığını açıklamaya hazır olan isimlerde yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Görev süresinde taraftarı pek de memnun edemeyen Demirören'in bu kongre de şansının fazla olduğu da söylenemez. Yıldırım Demirören geçtiğimiz yıl Beşiktaş'ın başında ilk kez şampiyonluk yaşamasına rağmen taraftarların pek de hoşlanmadığı bir isim oldu. Özellikle CSKA Moskova maçı dönüşü havaalanında yaşanan yumutalı saldırı ve sonrasındaki Denizlispor maçındaki olaylar Demirören'in artık gitme vaktinin geldiğini gösteriyor.
Ancak Yıldırım Demirören bütün bu olumsuzluklara rağmen hala umudunu yitirmemiş. Basın mensuplarına bir açıklama yapan Demirören "Son zamanlarda Beşiktaş'ın kötü yönetildiğine dair ifadeler var. Bunlar tamamen yanlış ve yanlı açıklamalardır. Ben bir karar verdim, bu tribünler temizlenecek. Camiadan bu konuda destek bekliyorum" dedi.

Ertuğrul'un SAĞLAM Takımı



Bursaspor, bu sezon oynadığı futbol ve aldığı sonuçlarla geçtiğimiz yılın Sivasspor'u olmaya aday. Ertuğrul Sağlam'ın göreve gelmesiyle eski günlerine döneceğinin müjdesini veren Timsahlar 16 puanla da ligde 3.sırada bulunuyor. Arka arkaya alınan galibiyetler taraftarın da heyecanını oldukça arttırdı. Bursaspor'a gönül verenler takımını sadece iç sahada değil, deplasmanda da yalnız bırakmıyor.




Ertuğrul Sağlam, başarının temelinde takım oyununun yattığını söylüyor ve ekliyor: "Takımdaki herkes görevini en iyi şekilde yapıyor." İstatistiklere baktığımızda ise Ertuğrul Sağlam'a hakvermemek elde değil. Rakip fileleri oynadığı 8 maçta 15 kez havalandırmayı başaran yeşil-beyazlı ekipte kaleciden forvete kadar her mevkiiden oyuncuların golle tanıştığını görüyoruz. 10 futbolcu gol sevinci yaşarken kaleci Ivankov da attığı penaltı ile arkadaşlarına yardımcı oluyor.

Arda'nın Arsenal Aşkı



Türk futbolunun son yıllarda yetiştirdiği en büyük yeteneklerin başında şüphesiz Arda Turan geliyor. Galatasaray ve Milli takımda oynadığı futbolla Avrupa kulüplerinin de dikkatini çeken genç yıldızın hayali ise kariyerini İngiltere'de sürdürmek.


Menajeri Ahmet Bulut da, Galatasaray'ın genç kaptanının Arsenal'de forma giymek istediğini söyledi. İngiliz basınına konuşan Ahmet Bulut "Arda için şuan hiçbir takımla görüşme yapmadım. Geçtiğimiz yıl çok iyi teklifler gelmesine rağmen kulübü Arda'yı bırakmadı. Ancak Mart ayında Galatasaray kulübünde başkanlık seçimi yapılacak. Bu nedenle Arda'nın 2010 Haziran ayında satılacağını düşünüyorum"dedi. Arda'nın da Arsenal'de forma giyemeyi çok istediğini belirten Bulut "Arda, Arsene Wenger'le çalışmayı çok istiyor. Çünkü Wenger genç futbolcularla çok iyi anlaşıyor. Arda'ya da Almanya, İspanya ve İtalya'dan teklifler geldiğini söyledim, ancak kendisi de ilk tercihinin İngiltere olduğunu söyledi" diye konuştu.

Müjde! Madida geliyor


Bülent Uygun'un istifasının ardından teknik direktör arayışlarını sürdüren Sivasspor Muhsin Ertuğral ile anlaşmaya vardı. Ertuğral takımıyla sözleşmesini feshettikten sonra Sivasspor'un başına geçeceği belirtildi. Ertuğral'ın yardımcılarından birinin de Beşiktaş'ta forma giyen Güney Afrikalı futbolcu Fani Madida olacağı duyuruldu. Madida Türkiye'de oynadığı dönemde taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazanmış bir futbolcuydu. Ülkemize yeniden hoşgeldin Madida...

Yine yeni yeniden!


Fenerbahçe'de geçtiğimiz sezon belki de en şanssız futbolcuların başında Deivid de Souza geliyor. Brezilyalı futbolcu ilk şoku Fenerbahçe'nin Avusturya kampında yaşamıştı. Kampın daha ilk gününde ayağı kırılan Deivid'e ikinci darbe ise hemen 1 hafta sonra gelmişti. Brezilyalı futbolcu annesinin vefatıyla derin bir üzüntü yaşamıştı ve hatta sakatlığından ötürü de annesinin son yolculuğunda hazır bulunamamıştı. Kısacası bir futbolcunun değil, bir insanın başına gelebilecek en kötü şeyleri yaşamıştı Deivid de Souza. Dolayısıyla da kendisini toparlaması uzun zaman aldı.
Deivid bu sezon ise her şeyin daha farklı olacağına inanıyor. FBTV'ye yaptığı açıklamada sarı-lacivertli ekipte ikinci sezonundaki performansını yeniden sergilemek istediğini söylemiş. Brezilyalı futbolcu "Fenerbahçe'de geçirdiğim ikinci yıl süresince çok iyi bir performans sergilemiştim. Fakat geçen sezona şanssız başladım. Ancak şuan kendimi çok iyi hissediyorum. Fenerbahçe'de geçirdiğim ikinci yıldaki Deivid de Souza olarak geri dönmek istiyorum" dedi. Umarız Deivid'in bu dilekleri gerçekleşir.

İş arap'saçı'na dönüyor


Trabzonspor'da futbol oynamak zor bir iştir. Çünkü işler kötü gittiğinde tepkiler büyür de büyür. Esnafından tutun da, yerel basınına kadar herkes futbolcuları ve yönetimi eleştiri yağmuruna tutar. Futbolcular sokakta bile yürüyemez hale gelir. Hele forvet oyuncusuysanız işiniz daha da zor. Mesela Trabzon'un sahasında bir maçı 5-0 önde götürdüğünü düşünün. Ancak takım bir gol kaçırma halinde bile tribünlerden uğultular yükselir. Bu nedenle zordur Trabzon'da futbol oynamak. Konuyu şuraya getireceğim; Bir dönem Trabzonspor'un başkan yardımcılığı yapmış olan İbrahim Hacıosmanoğlu'nun bordo-mavili takımın bu sezon suskun golcüsü Gökhan Ünal hakkındaki eleştirilerini okudum. Hacıosmanoğlu'na göre Gökhan, saç ektirdiği için yaklaşık 6 aydır kafa toplarına çıkmıyormuş. Bu iddiasının da doğru olduğuna oldukça inanıyor Hacıosmanoğlu. İstatistiklere bakıldığında da Gökhan belirtilen zamanda kafa ile 3 gol atabilmiş. Belliki Hacıosmanoğlu bu konu için epeyce kafa yormuş. En azından iddiasını da bir şeylere dayandırmış ama zaten bu çocuklar günah keçisi haline gelmiş durumdalar. Birde böyle şeylerle onların üstüne gidilmesinin doğru olmadığını düşünüyorum. Bu zorlukları bilen iyi futbolcular transfer sezonunda zaten Trabzon'u tercih etmiyor, Ankara'ya veya sıradan bir takıma gidiyorlar. Elinde Gökhan gibi kaliteli bir golcü varsa onu bu tür iddialarla karalamak yerine ona sahip çıkılması taraftarıyım.

Ankarasporlu futbolculara hücum!


Türkiye Futbol Federasyonu, Ankaraspor'un küme düşürülmesinin ardından futbolcuların da geleceği hakkındaki kararını açıkladı. TFF Başkanvekili Lütfi Arıboğan, Ankaraspor forması giyen futbolculara 15 gün ek transfer süresi tanınacağını söyledi. Buna göre futbolcular 22 Ekim'e kadar başka kulüplere transfer yapabilecek. Listeye şöyle bir baktığımızda gerçekten kulüplerin iştahını kabartacak isimler bulunuyor:

SENECKY (Kaleci)

Gökhan TOKGÖZ (Kaleci)

Evren ÖZYİĞİT (Kaleci)

Erich BRABEC (Defans)

Baki MERCİMEK (Defans)

Özgür ÇEK (Defans)

Umut SÖZEN (Orta Saha)

TITA (Orta Saha)

Bülent BÖLÜKBAŞI (Orta Saha)

Bilal KISA (Orta Saha)

Aydın KARABULUT (Orta Saha)

Ömer Aysan BARIŞ (Orta Saha)

Adem KOÇAK (Orta Saha)

Theo Weeks LEWIS (Orta Saha)

NECA (Orta Saha)

Murat TOSUN (Forvet)

Madiou KONATE (Forvet)

İlhan PARLAK (Forvet)

Roguy MEYE (Forvet)

Beşiktaş'ın başına gelenler


Bu sezon Beşiktaş için gerçekten kabus gibi geçiyor. Siyah-beyazlılar ligde oynadığı 7 maçın sadece 2'sini kazanabildi. Hele kazandığı son maçta camianın galibiyet sevincini yaşaması beklenirken tribünde çıkan olaylar kara bulutları daha da arttırdı. Kartalların Avrupa karnesi de bu sezon oldukça iç karartıcı. 2 maçta alınan mağlubiyet siyah beyazlı taraftarları şimdiden grupta 3.lük hesapları yaptırmaya zorladı. Yapılan yüksek maliyetli transferlerden de olumlu sonuçlar alınamadı. bütün bu olumsuzlukların yanısıra Beşiktaş'a bir kötü haber de Ankaraspor'un küme düşürülmesiyle geldi. Bunu duyunca 'ne alakası var' diyebilirsiniz. Şöyleki; Başkent ekibinin lige veda etmesi fikstürde kendisini takip eden Beşiktaş'ın aleyhine gelişti. Federasyonun almış olduğu karar neticesinde, her takım başkent ekibiyle karşılaşacağı haftayı maç yapmadan 'bay' geçerken, Ankaraspor'un oynadığı takımla bir sonraki hafta karşılaşan Beşiktaş, bundan sonra karşısında iki hafta dinlenmiş olan rakiplerle mücadele edecek. Gerçekten bu sezon her şey Beşiktaş'ın aleyhine gelişiyor sanki.

B Planı var mı yok mu?


Eskişehir ve Sturm Graz beraberliklerinin ardından Ankaragücü'ne farklı mağlup olan Galatasaray'da son günlerde en çok eleştirilen isim şüphesiz teknik direktör Frank Rijkaard oldu. Özellikle spor yorumcuları, hollandalı çalıştırıcıyı bir "B planı" olmamasından dolayı eleştiri yağmuruna tuttular. Rijkaard da bu durumu fazlasıyla kafasına takmış olacak ki, GSTV'ye yaptığı açıklamada ilk olarak "Daha çok maçımız var, panik havasının yaratılması doğru değil, gerekirse B planımız var" dedi.

Yolcudur abbas bağlasan durmaz


Fenerbahçe'den ayrılmak istediğini birçok kez dış basına açıklayan Brezilyalı yıldız Roberto Carlos dönüş tarihi konusunda da net konuştu. İspanyol basınına konuşan Carlos "Karar verdim, aralık ayında Fenerbahçe'den ayrılıyorum. Evimi, ailemi, ülkemi özledim" dedi. Kariyerinde birçok başarıya sahip olan R.Carlos Fenerbahçe'de bir şampiyonluk göremeden Sarı Lacivertli kulübe veda ediyor. Ne diyelim, yıllar sonra Carlos geçmişine dönüp baktığında bu duruma azıcık da olsa üzülür sanırsam.

Murat Şahin'le yollar ayrıldı


Ligde alt sıralardan kurtulma mücadelesi veren Gaziantepspor, deneyimli kaleci Murat Şahin'le yollarını ayırdı. Kulübün Basın Sözcüsü Mehmet Kızıl geçtiğimiz sezon ciddi bir sakatlık geçiren Murat'ın sözleşmesinin karşılıklı feshedildiğini açıkladı. Gaziantepspor yönetimi haklı olarak geçtiğimiz hafta Trabzonspor maçında muhteşem kurtarışlar yapan Mahmut'un performansından bu kadar etkilenmiş olacak ki bir anda Murat'ı elden çıkarma kararı aldı. Mahmut'un bu denli iyi oynaması Murat'ı takımından etti diyebiliriz.

Uygun: Kafamda bazı projeler var


Ligin 8.haftasında antalyaspor maçının ardından görevinden ayrıldığını açıklayan teknik direktör bülent uygun herhangi bir kulüple görüşmediğini ve bir süre dinlenmek istediğini söyledi.


Kulüp tesislerinde kendisini uğurlayamaya gelen bazı yöneticiler ve personelle vedalaşan Uygun "Ben hiç kimseyle anlaşmadım. Hiçbir yerle de görüşmeyi şu anda düşünmüyorum. Öncelikle kendimi geliştirmek için bazı planlarım var. Milli maçlarımızı izleyeceğim. Ondan sonra da İngiltere'ye gidip hem yabancı dil, hem de son çıkan teknolojiyle ilgili gerekli çalışmalarımı yapıp ondan sonra Türkiye'ye dönüp kendi hayallerimi gerçekleştirme adına, düşündüklerimi başarabilme adına olan bir takımla, yönetimi ve taraftarıyla o gücünü hissettiğim bir ortam olduğunda da o takımla anlaşmayı yaparım. Bu böyle biline.'' dedi.


Bülent Uygun'un planları gerçekten çok dikkat çekici. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, birçok teknik adamı özellikle istifa etmelerinin ardından tv ekranlarında yorumcu olarak gördük. Umarız Bülent Uygun da yorumcu olarak karşımıza çıkmaz.

Sabri kadrodan çıkartıldı


Milli takımlar teknik direktörü Fatih Terim, Galatasaraylı Sabri Sarıoğlu'nu sakatlığı nedeniyle Belçika ve Ermenistan maçı öncesi aday kadrodan çıkardığını açıkladı. Teknik direktör Terim, sarı kart cezalısı olmaları nedeniyle 10 Ekim'de Brüksel'de oynanacak Belçika karşılaşmasında forma giyemeyecek Emre ve Arda'ya da 8 Ekim Perşembe gününe kadar izin verdi. Anlaşılan Ankaragücü maçından sonra Fatih Terim'e Gökhan zan'la ilgili serzenişte bulunan Galatasaray teknik direktörü Frank Rijkaard'ın planı tutmuş gibi görünüyor.